• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/pages/ALTIN-KANGAL-K%C3%96PEK-%C3%87%C4%B0FTL%C4%B0%C4%9E%C4%B0/201257336607907

ALTIN KANGAL KÖPEK ÇİFTLİĞİ

Kangal, Akbaş, Malaklı ve Çoban köpekleri üretimi

 sivas kangal resimleri
Kangal iletişim : 0546 460 71 17
sivas kangalı alan ünlüler sergen
FECEBOOK BUTON

ALTIN KANGAL KÖPEK ÇİFTLİĞİ


Sayfanızı Da Tanıtın

Üyelik Girişi
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam344
Toplam Ziyaret2138229

Kangal köpekleri hakkında yazılan kitaplar ve tarihi

KANGAL KÖPEKLERİ ADINA BİR ÇOK ARAŞTIRMA YAPILMIŞ VE KİTAPLAR YAZILMIŞTIR

BUNLARDAN BAZILARINA SİTEMİZDE YER VERİYORUZ

Bir aslan kadar kuvvetli olan bu ırk yüzyıllar boyunca bizimle beraber bu coğrafyada bulunmuştur, kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkıdır, aslanlara karşı ayılara karşı kafa tutabilen bir ırk tekbaşlarına bir aslanı yenemeselerde çaydırıcılık için ölümüne karşı koyabilen bir ırk.

Bu vahşiliğin yanında son derece zeki kadın ve çocuklara karşı sonderece uysal ve nazik olan kangallar onlarla oyun dahi oynarlar. Doğuştan asil ve zeki olan bu hayvanlar eğitimi sevmez, görevlerini bilir ve yapılması gerekeni eğitim almış köpeklerden kat ve kat daha iyi yaparlar.

Böyle bir ırk Dünyada yoktur, onlara ship çıkıp devamını sağlamak bize düşer.

 

 kangal köpek aslan kadar kuvvetli

Kangal köpeğinin Tarihçesi

Kangal Köpeğinin tarihçesi araştırıldığında en lüçük bir belğeye raslanmamıştır. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır. Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir.

İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat'a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve aslanla boğuşan bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır.

17.Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir.

Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliğini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması neslinin devamını sağlamıştır.


Sadık ve ŞİRİN....
Kangal Köpeği nin Olası Kökeni

Anadolu pek çok medeniyetin beşiği derken öylesine turistik bir ilanda bulunmuyoruz. Hepimiz biliyoruz ki tarihin yazılmasında, modern insan medeniyetinin ortaya çıkışında hayranlık duyulacak bir geçmişe sahip toprakların sahibiyiz artık. Tüm bu çoklu kültür tabakalarını ülkemizin bize sunduğu miras olarak kucaklamaksızın bu devasa yarımadanın hakkını yeterince verebileceğimize inanmıyoruz. Anadolu ve Orta Doğu pek çok medeniyetin durmaksızın birbirinin yerini aldığı doğu ve batı toplumları arasında ciddi etkileşime girmiş bir coğrafya. Birinin başladığını diğerinin devam ettirdiği, yeni gelenin yepyeni bir şeyle medeniyetin çeşitli kültür tabakalarını başka yönlere çevirdiği bir yer. Köpek ve koyun ilişkisinin ayrılmazlığı söz konusu olduğunda biz bu geçmişin de Anadolu nun diğer kültürel alanları gibi diğer coğrafyalarla olan kaçınılmaz alış verişin bir ürünü olarak ele alınmasından yanayız. Kesin sınırlarla ayrılmayan bir dünyanın aşırı bireyselleştirilmesinden kaçınılması, olası hataların önüne geçmekte bir güvenlik sibobu görevi yerine getirecektir.

Eldeki kanıtlar köpek-koyun birlikteliğinin bölgede 10 000 yıllık bir geçmişi olduğunu ortaya koyuyor. Bu kanıtları en az 2. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın batısından Orta Doğu içlerine kadar yayılmış var olan güçlü koyunculuk geçmişi ve onların ayrılmaz parçası günümüz sürü bekçisi köpeklerin ilk prototiplerinin varlığı takip ediyor. Ancak yukarda doğu-batı etkileşiminden bahsederken toplumların her katmanının bu etkileşimden pay aldığını unutmamak gerek. Siyasi ve doğal nedenlerle uzun mesafeler katteden çoban topluluklar tarih boyunca gerek koyunculuk gerekse de koyun köpeklerinin kullanımı konusundaki gelenekselleşen pratik bilgilerini gittikleri uzak coğrafyalara taşıyarak ve karşılığında sadece o bölgelere ait yeni bilgiler değil büyük bir ihtimalle de köpekleri için taze kan sağlayacak farklı köpeklerden de faydalanarak coğrafyalar arası kayıtsız bir kültür yaratmış olmalılar. Bunlar hakkında elimizde çok güçlü bilgiler olmamasına rağmen Türkmenistan da bulunan ile Orta Doğu ve Anadolu da kullanılan teknikler arasında büyük farklılıklar bulmuyoruz. Öte yandan tüm bunları günümüzün koyun ve köpek ırklarını da dünyanın kimliksiz ortak mirası olduğunu ima etmek için de söylemiyoruz.


Akbaş ve Kangal Köpeklerimizi ABD'ye tanıtan David Nelson'un 1983 tarihli haritası. Bu haritada Nelson da köpeklerimizin İç Asya'dan Türk göçleriyle Anadolu'ya getirildiğine dikkat çekmiştir. (16)

Kartay ve Karadağ ın dikkat çektikleri bazı gerçeklerin konunun bağlayıcı noktasını oluşturduğu tekrar hatırlatmakta fayda var. Kayıtsız ve geleneksel pratiğe dayalı bir geçmişe sahip bölgenin küçükbaş hayvan geçmişi, büyük ölçüde Eski Dünya’nın en etkin hayvancılık ustaları olarak bilinen Türk toplumları tarafından son halini almıştır. Bu gün Orta Asya Çoban Köpeği nin (Central Asian Ovcharka – Alabai) geçmişi araştırıldığında çok geniş bir coğrafyadan bahsedilse de işaret edilen ülkeler Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Türkmenistan nın başta geldiği ana Türk yerleşim merkezleridir. Bu bölgeler Türk kavimlerinin binlerce yıldır göçebe küçükbaş hayvancılıkla uğraştığı ve günümüzün Alabai’ni dünya köpek litaratürüne kazandıran Türk halklarının yaşam sahasıdır. Bu kavimler yine binlerce yıl boyunca gerek siyasal gerekse doğal şartlara bağlı nedenlerle sadece anayurt İç Asya‘da değil batıya ve güneye akınlar ve göçler ile hayvancılık kültürlerini de taşımışlardır. Bu hareketlilik Kuzey Afganistandan Orta Doğu;ya, Karadenizin kuzeyinden doğu Avrupa içlerini kapsar. Bu gün Avrupalı kabul edilen diğer sürü bekçilerinin geçmişi konsunda söylenen de binlerce yıllık doğu;dan batıya göçler sonucu gelmiş olabilecekleri üzerinedir. Bu göçler çoğunlukla da kavimlerin henüz isimlendirilmeye başlanmadığı çok eski tarihlere dayanmaktadır. Bu da İç Asya;dan Anadolu ve Orta Doğu;ya oradan da Avrupa içlerine ya da Galatlarda olduğu (3) gibi tam zıt istikamette karşılıklı göçlerin sürekli mevcut köpek popülsyonunu birbiriyle etkileşim içinde bırakmıştır. Ancak izi sürülebilir tarihi kayıtların belirginleşmesi ile birlikte çevre bölgeleri domine edebilecek güçlü bir köpek nüfusunun da kimlerin elinde olduğu açıklık kazanmıştır. Bu köpekler zamanla binlerce yıllık diğer sürü bekçisi köpek popülasyonunda belirleyici bir rol edinmişlerdir. Burada anlatılanlardan İç Asya Türkleri;nin köpeğin özellikle de sürü köpeklerinin yaratıcısı olduğu iddiası çıkartılmamalıdır. Sadece onlar binlerce yıllık göçebe küçükbaş hayvancılık geçmişleri ile bu köpekleri en fazla mükemmelleştirecek zamanı ve tıpkı toplumsal yaşamlarının temel taşı olan atlarla yaptıları gibi gittikleri bölgelerde diger evcil hayvan nüfusu üzerinde biçimlendirici bir role sahip olma imkanı bulmuşlardır.



Kartay ve Karadağ ın (12-13) çok haklı oldukları bir nokta var. Kartay (12) her ne kadar Türkler den önce Anadolu ;daki köpek varlığını yadsıyarak bölgedeki tüm sürü köpeği varlığını 11. yüzyıl büyük Türk göçlerine bağlasa da bu konuda çok önemli bir noktaya işaret de ediyor. Yukarıda da kanıtladığımız üzere Antik Anadolu güçlü bir koyunculuk endüstrisine sahipti. Bundan sürünün güvenliği için olmazsa olmaz köpekleri de ayrı tutamayız. Ancak medeniyetlerin üst üste bindiği, halkların sık sık başka bölgelere savrulduğu bir bölgede bu güçlü değişimlerden uzak kırsaldaki çiftçilik ve özellikle de hayvancılıkla geçinen insanların değil de sadece şehir yaşamının etkilendiğini düşünemeyiz. Binlerce yıl boyunca yeni ve eski medeniyetlerin harmanlandığı; sürekli özellikle de doğu dan gelen istilacı kavimlerin bu bölgeye katkılarından bahsediyoruz. Birlikte sadece el sanatları ve toplumsal geleneklerini değil aynı zamanda evcil hayvan varlıklarını da getirdiler. Bu konuda gerek Antik Anadolu ;da gerekse de Orta Doğu’da kanıtlayabileceğimiz noktaların da kendi içinde tabii ki belirli sınırları da var; ancak tarih söz konusu olduğunda neyin yok ki? Koyun ve keçinin ilk evcilleştirildiği bu bölgeler yaylacılık dahil geleneksel hayvancılığın bugünki gibi yapıla geldiği yerlerdi. Ancak Strabon un belirli bölgelerde özellikle bahsetmeden geçemediği bazı koyun ırkları dışında elimizde spesifik ırk olarak ne tür köpeklerin kullanıldığına ait kesin deliller yok. Erzincan Altıntepe kazıları ve Asur kabartmaları bize bu ilk cesur ve güçlü masitvari köpek örneklerinin belirli bir prototip oluşturduğunu söylese de kaynağının nerde yattığını ve birbirinden renge ya da tüy yapısına dair gerçek ayırt edici özelliklerini net söylemiyor. Bu nedenle Kangal Köpeği nin bu günki haliyle aramak bizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Biz İç Asya ‘dan Orta Doğu ve Anadolu içlerine hatta oradan da Avrupa’ya binlerce yıllık köpek alış verişi boyunca benzer görevlerde kullanılan geniş bir köpek popülasyonu olduğu görüşündeyiz. Çeşitli halklar gereksinimleri ve çevre şartlarına uygun olarak belirli tipte yoğunlaşmış olsalar da tek bir köpek ırkını coğrafi sınırların hatta özellikle bizimki gibi renkli bir kültürel geçmişe sahip coğrafya halklarının son bir kaç yüzyılda netleştiği bir bölgede kesin adres vererek kaynak gösterilmesi önemli ip uçları sağlayabilse de kolaylıkla yanıltıcı olabilir.



Kangal Köpeği söz konusu olduğunda ise yukarıda da açıklamaya çalıştığımız olası nedenlerden dolayı Anadolu;ya yüzlerce yıl devam eden Türk göçleri, Orta Asya’daki günümüz Türk Cumhuriyetleri;nde dağınık olarak bulunan karabaşlı bir köpek tipini Anadoluda özellikle de Sivas;ın Kangal yöresinde güçlü ve belirgin bir popülasyona dönüştürmüş olmalıdır. Gelecek yıllarda Orta Asya;da belirli bir Türk topluluğu tarafından tutarlı bir şekilde üretilen Kangal Köpeği benzeri güçlü bir Karabaşlı köpek popüsyonu ve onların geçmiş yüzyıllarda Anadolu;ya göç verdiklerine dair kanıtlar elde edildiğinde tüm bu görüşlerimizi seve seve tekrar gözden geçirmek zorunda kalacağız. Ancak elde gerçek veriler olmadan duygusal ve aceleci sonuçlar çıkarmamak çok önemli. Yukarıda kanıt sunduğumuz pek çok nokta hakkında daha önce ortaya atılan yanıltıcı hususların neden olabilecekleri, köpeklerimiz ile ilgili bilgi dağarcığının güvenilirliği ve onları daha iyi anlama çabalarımızın geleceği açısından ele alınmalıdır.

Kangal Köpeği dendiğinde bölgedeki onbinlerce yıllık antik sürü köpeklerinin mirası ile birlikte son iki bin yıllık Türk göçlerinin tamamlayıcı etkisi birlikte hissedilmelidir.


Genel Özellikler


Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. Özellikle İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son on-on beş yıldır göstermekteyiz.

Kangal Çoban Köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer,sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler. Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler.

Kangal Çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktırlar. Şöyle ki; dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri tarafından anlatılmaktadır.

Kangal Çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır.

Yüzyılların ihmaline rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbestken bile başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 yılında askeri amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

İyi bir köpekte bu özellikler olmalıdır:

Zeka : Orta-yüksek düzeyde
Güvenirlilik : Sürü hayvanına ve sahiplerine zarar vermemelidir.
Dikkatlilik : Görevine karşı ilgi ve dikkati bulunmalıdır.
Koruyuculuk :Yabancıya karşı reaksiyoner (havlama-saldırı) olmalıdır.
Güç : Olası düşmanı durduracak (kurt-hırsız) güçte olmalıdır.
Hız : Olası düşmanı kovalayıp yakalayacak hızda olmalıdır.
Cesaret :En önemli özellik olarak cesareti söyle- yebiliriz. Çünkü:Cesareti olmayan bir köpek diğer 6 özelliğe sahip olsa da etkili olamaz.

Tüm bu özelliklerin hepsini en yüksek düzeyde Kangal köpeklerinde bulmamız mümkündür. İşte bu özelliklerinden dolayı Kangal köpekleri dünya köpekleri arasında hak ettiği değeri ve birinciliğini her zaman koruyacaktır.

Cesur bir DOST..!KANGAL

Irk Özellikleri

Burun Ağız Yapısı
Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir.Dişler sivri ve sağlam, dudakları sarkıktır. Göz, kulak, ağız etrafı ve burun üstüne kadar siyahtır.

Gözler
Kafatasına göre oldukça küçük yuvarlakça olup altın ve kahverengi arasında bir renktedir. Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir.

Kulaklar
Orta boyda üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır.

Kafanın ve Göğüsün Görünümü
Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir.

Boyun
Hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, orta boyda, oldukça ayrık, düz, kalın kemikli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre daha geniş ve omuzlar adalelidir.

Gövde
Gövde baştan sonra bir kare şeklindedir. Vücut güçlü, adaleli, hiçbir zaman şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karin hafifçe içine çekiktir.

Bacaklar
Bacaklar güçlüdür. Ön bacaklar arka bacaklara göre daha güçlüdür. Ayaklar iri yapılı, kuvvetli, parmak bombeli ve siyahtır.


Kuyruk
Oldukça yüksek olup, rahat durumda iken düşük ve kıvrık, uyarıldığı zaman sırt üzerinde yüksek ve kıvrıktır.


Vücut Rengi
Post : Sık bir alt post üzerinde kısa ve yoğun bir tüy yapısına sahiptir.

Renk : Bozdan çelik rengine kadar olabilir. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabilir.

Ağırlık
Erkeklerde 50-60kg Dişilerde 41-59 kg



O Birrrr PROFOSYONEL..DUMAN
Kurtlarla Dans

Kangal köpekleri topluca kurt boğdukları gibi tek başlarına da kurt boğabilirler. Eğer köpek tek başına kurt boğmuşsa günlerce yerinde kalkamaz. Zira hem yaralı olur hem de gösterdiği üstün efordan dolayı aşırı yorgun olur. Yarasının çoğu tırnak yarasıdır. Kurdu boğmak için altına aldığında yaraların çoğu karın bölgesindedir. Kurt arka ayağının tırnaklarıyla üstündeki köpeği kaldırıp atmaya çalışırken yaralar. Kurdun arka ayak kasları çok kuvvetlidir. Kurdun açmış olduğu diş yarası ise bıçakla kesilmiş gibidir.

Kangal köpeği kurdu çok süratli kovalar ve yetiştiği zaman bazen yan taraftan süratli döş vurur, bazen de rast gele arkadan da çarpar. Bu çarpışma sırasında haliyle kurtta köpekte yıkılır. Sonra her ikisi birden kalkmaya çalışır. Eğer köpek kurttan evvel kalkarsa, hemen kurdun boğazından tutar ve ölünceye kadar bırakmaz. Fakat kurt daha evvel kalkarsa bu kovalamaca devam eder. Eğer köpek iki veya daha fazla ise kurt kalkmadan köpeğin öbür eşleri kurdu boğarlar.

Bu köpekler kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğarlar. Bu anda köpeklerin sahibi dahi gelse o hırsla hücum edip kurdun ölüsünün yanına yaklaştırmazlar.

Bu olaydan birkaç saat sonra köpekler uysallaşırlar ve boğazlarına kaçan kurdun kılları dolayısıyla öksürmeye başlarlar. Bunun için köpeklere hemen bir koyun kesilir ve koyunun kuyruğu yedirilir.

Böyle bir olaya tanıklık etmek ve böyle bir köpeğe sahip olmak sahibi için övünç kaynağıdır.


                                                                                         ALINTIDIR

 

HASTALIK ve TEDAVİ

 Hastalığın tarifini bir çok bilim adamı kısaca; "sağlıktan ayrılma durumu" olarak tarif ederler. Sürekli tabiatla, insanlarla ve diğer hayvanlarla iç içe bu hayvanlarda, bazı hastalık ve zararlıların görülmesi normaldir.

Köpeklerde normal vücut ısısı ortalama 38,4 derece, nabız dakikada 70-100 ve solunum 15-30'dur. Gözler ve tüyler canlı, derisi elastikidir. Çekip bırakılınca, hemen eski yerini alır. Bunlarda herhangi bir değişiklik olup olmadığı sık sık gözlenir.

Hastalık konusunda dikkat edilecek en önemli husus; herhangi bir sağlıktan ayrılma ve parazit durumunda, en kısa zamanda, en yakın veteriner hekime müracaat edilmelidir. Kişi ne kadar tecrübeli olursa olsun, bir veteriner hekime danışmadan, herhangi bir tedavi yapmamalıdır.

Köy yerlerinde, "kocakarı tedavisi" çok yaygındır. Gerek yaşlılar, gerekse "çok bilmiş kişiler" bu tip bir tedavi önerebilirler. Onların uyguladığı kocakarı tedavisi fayda vermiş gibi görünebilir. Ama bu tedavi geçicidir. Bu tedavi şekli, köpeklerde daha tehlikeli sonuçlar doğuracak başka bir zarara veya hastalığa yol açabilir.

Kangal Köpeği yatıştırıcılara karşı çok hassastır. Özellikle ACP olarak bilinen Aceprozmazine ilacının 0,25 mililitresi, 50 kg.lık bir Kangal Köpeği'nin ölümüne yol açabilmektedir. Bu ilaç, ameliyatlardan önce, köpeği sakinleştirmek için kullanılır. Normal köpeklerde oldukça güvenlidir. Ama Danua, Boxer, Senbernar gibi iri köpekler bu ilaçtan aşırı etkilenebilmektedir. İlacın ufak bir dozu dahi, kan basıncını düşürmekte, peşinden anestezi verildiğinde, köpeği öldürebilmektedir. Bu tip vakalar İngiltere'den bildirilmiştir (Broadhead 2003. 

600 civarında köpeklerle ilgili hastalık vardır. Fakat burada en önemli ve yaygın görülenlerden bahsedilecektir.

 

Parazitler (Hüseyin Y. İmren’in, Kedi ve Köpek Hastalıkları (1998) kitabından alınmıştır.)

Parazit mücadelesi şarttır. Parazitler; Kangallarda çeşitli rahatsızlıklara yol açtıkları gibi, besinlerine ortak olarak, onların gelişmelerinin gerilemesine, zayıf düşmelerine yol açarlar.

 

Dış Parazitler (Hüseyin Y. İmren’in, Kedi ve Köpek Hastalıkları (1998) kitabından alınmıştır.)

İlk akla gelenler pire, bit, kene ve uyuz böcekleridir. Bunlar, köpekleri gerek rahatsız ve huzursuz ederek, gerekse onların kanlarını emerek zarar verirler. Ayrıca çeşitli hastalıkların köpeklere geçmesine de yol açarlar.

 Yavruların gözleri açılır açılmaz, ilk dış parazit mücadelesi yapılmalıdır. Bilahare yavrular 12. aya kadar her 15 günde bir, eğer bu mümkün olmazsa, mutlaka her ay dış parazit muamelesine tabi tutulmalıdır. Bu husus, birbirine bulaşmanın çok kolay olduğu köy yerlerinde daha çok önem arz etmektedir.

Köpek piresi, insanlarda ve kedilerde bulunan pirelerden farklıdır. Yumurtalarını köpeğin üzerine değil, çevreye bırakırlar.

Bitler kan emicidirler. Tüylerin üzerine bıraktıkları "sirke" denilen, fazla sayıdaki yumurtalarından kolayca anlaşılırlar.

Keneler de, bitler gibi kan emerler. Aseton, eter, kolonya veya tentürdiyot emdirilmiş bir pamukla, keneler alınmalıdır. Ama dikkatli olunmalıdır, çünkü kenenin kafası deriye gömülmüş olabilir. Bu durumda kafa kopar ve deride kalır. Bu da deride iltihap ve yaralanmaya yol açabilir.

Uyuz böcekleri köpeğin derisinde kanallar açarak gizlenir ve hayvanın kanı ile deri hücrelerinden beslenirler. 2 türü vardır: Eğer kulak arkalarında veya bacak eklemlerinde, yer yer kılları dökülmüş, çıplak bölgeler varsa, “Sarkoptes Uyuzu” dur. Eğer hayvanın ağız çevresinde daire şeklinde, çıplak ve kuru bir yer varsa ve vücudun her tarafı kabuklu yaralarla kaplıysa, “Demodeks Uyuzu” dur. Buna göre gereken tedavi uygulanır.

 

İç Parazitler ( Hüseyin Y. İmren’in, Kedi ve Köpek Hastalıkları (1998) kitabından alınmıştır.)

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri şudur: Bazı kişiler yavruyu, daha birkaç haftalıkken, hatta gözü açılmadan aldığını iddia ederler. Bundan dolayı kendi köpeklerinde iç parazit olamayacağını savunurlar. Ama yanıldıkları nokta şudur, bu iç parazitlerin bazıları, annelerinin yanında bulundukları birkaç gün içinde anne sütünü emerken yavruya geçebilir.

 Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus; köpeklere verilecek bütün etlerin pişirilmiş olmasıdır. Kesinlikle çiğ et verilmemelidir.

Toxacara canis: Köpeklerde yaygın bulunur. Yetişkin köpeklerde askaritlere karşı bağışıklık gelişir, ancak 3. dönem larvalar kas, böbrek, göz ve beyin gibi vücut dokularında bulunabilir.

Dipylidium caninum: Zoonoz (hem insanda, hem hayvanlarda görülen) bir parazittir. Köpek, kedi, tilki ve nadiren insanlarda görülür. Boyu 20-80 cm civarındadır. Arakonakçıları pire ve bittir.

Taenia hydatigena: Köpeklerde yaşayan en uzun şeritlerdendir. Arakonakçısı geviş getiren hayvanlar ve domuzdur.

Echinococcus granulosus: Bu parazitin bir çok alt türü vardır. En önemli ikisi Echinococcus granulosus granulosus ve Echinococcus granulosus equinus'tur.

Echinococcus multilocularis: Zoonoz bir parazittir. Arakonakçısı tarla faresi, insan ve diğer bazı memelilerdir. Etoburlar ve onların ince bağırsaklarında yaşar. 2-3 mm boyundadır.

 

Hastalıklar

Hastalık konusunda en mühim nokta, tedaviye mümkün olduğu kadar erken başlanması hususudur. En hafif bir şüphede, hemen bir veteriner hekime müracaat edilmelidir. İş işten geçtikten sonra yapılacak bir tedavi, istenilen sonucu vermeyebilir. Çok geç kalınmış olabilir.

 

Kuduz ( Hüseyin Y. İmren’in, Kedi ve Köpek Hastalıkları (1998) kitabından alınmıştır.)

Toplumda en çok bilinen hayvan hastalığıdır. Hayvan sağlığı için olduğu kadar, toplum sağlığı yönünden de çok önemlidir. Belli bir müddet geçtikten sonra tedavisi mümkün olmayan, zoonoz bir hastalıktır. Tüm sıcak kanlı evcil hayvanlarda görülebilir. İnsana da kolayca, kuduz mikroplu bir köpeğin ısırığı yoluyla bulaştırılabilir.

Hastalık etkeni bir virüstür. Hasta olduğundan şüphelenilen bir hayvan, ilk olarak bir yere kapatılır ve gözlenir. Önce halsizlik, tembellik, solunum güçlüğü ve vücudun bazı kısımlarında kasılmalar görülür. Birkaç gün sonra hayvan, yutkunma zorluğu çeker. Hayvan, susadığı halde, yutak felcinden dolayı su içemez ve ağzından salyalar akar. Işık ve hava cereyanı karşısında korkar ve kuytu yerlere gizlenir. Daha sonra saldırganlaşmaya, önüne gelen her şeyi, demir gibi nesneler dahil ısırmaya başlar. Nihayetinde hasta köpek kıvranarak ölür.

Ülkemizde kuduz yaygın olduğundan, 3 aylık enikler aşılanarak koruma ve bulaştırma önlenir. Aşı yılda bir kez tekrarlanır.

 

Gençlik (Morva) Hastalığı (Canine distemper) (*) Hüseyin Y. İmren’in, Kedi ve Köpek Hastalıkları (1998) kitabından alınmıştır.

  

Bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Kışın daha fazla görülür. Anne sütünü alan yavrular, 3 aylık olana kadar hastalığa yakalanmazlar. İnip, çıkan ateş, öksürük, ishal, kusma, iştahsızlık, su kaybı, zayıflama, göz ve burun akıntısı, istem dışı kasılma ve titreme, inleme, dönme, korku, tek yada çift tarafa kafa sallama gibi bir çok belirtiler görülebilir.

Yakalandığında özel bir tedavisi olmayan bu hastalığa karşı enikler muhakkak aşılanmalıdır.

 

Köpek Tifosu (Leptospirozis) (*)

Bu hastalık, çoğu zaman kanlı ishal ve kusma ile başlayan belirtiler görülür. Bu hastalıktan korunmak için, yavrular kesinlikle aşılanmalıdır.

 

Kanlı İshal (Parvoviral enterit) (*)

Bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Sulu, kötü kokulu ve kanlı ishal, kusma, halsizlik, ateş, su kaybı ve zayıflama, öksürük gibi belirti-ler görülebilir. Yakalandığında özel bir tedavisi olmayan bu hastalığa karşı yavrular muhakkak aşılanmalıdır.

 

Köpek Karaciğer Hastalığı (Hepatitis contagiosa canis) (*)

Köpek Adenovirüs tip-1 tarafından oluşturulan, başta karaciğer olmak üzere sindirim, solunum ve sinir sistemini etkileyen, akut, ateşli ve bulaşıcı viral bir hastalıktır.

 

Enfeksiyöz Laringotracheitis (*)

Köpek Adenovirüs tip-2 tarafından oluşturulan, bademcik ve gırtlak iltihaplanması ile kendini gösteren, solunum sisteminde bozukluk meydana getiren bulaşıcı viral bir hastalıktır.

 

Köpek Boğmacası (Kennel cough) (*)

Köpeklerde üst solunum yollarında enfeksiyon meydana getiren, kronik bir öksürükle kendini belli eden, Bordotelle brochocepti tarafından oluşturulan, bakteriyel bulaşıcı bir hastalıktır.

 

Korona Virüs Hastalığı (Corona virüs infection) (*)

İştahsızlık, kanlı ve sümüksü ishal, kusma ve ruhi depresyonla karakterize, bulaşıcı bir hastalıktır.

 

Herpes Virüs Enfeksiyonu (Herpes virus infection) (*)

Her yaştaki köpekleri etkiler, yeni doğan yavrularda perakut veya akut hemorajik nekrozlarla ölümlere yol açar. Ergin köpeklerde solunum sisteminde ve ürogenital sistemde subklinik veya klinik enfeksiyon oluşturan, bulaşıcı viral bir hastalıktır.

 

Kısırlık (İnfertility) (*)

Hayvancılıkta en önemli verim, döl verimidir. Önem bakımından, et, süt, yumurta, iş gibi bütün verimlerden önce gelir. Çünkü hayvanlardan döl alınamazsa, nesillerini devam ettiremezler. Döl tutmama hadisesi, Kangal’da da olabilmektedir. Bunun sebepleri:

Genotipten kaynaklanan sebepler: Burada kalıtsal bazı rahatsızlıklar söz konusudur. Bunlar Agenesis, Hipoplazmik Ovariumlar, Hermafrodizm ve Oviductun Aplazisi olabilir.

Çevre şartlarının olumsuzluğundan kaynaklanan sebepler: Bu ise kendi içinde 3 gruba ayrılır: Bunlar dişi köpekten kaynaklanan, erkek köpekten kaynaklanan ve bakıcı veya köpeğin sahibinden kaynaklanan sebeplerdir.

Dişi köpekten kaynaklana sebepler: Üreme organlarında anatomik bozukluklar, Anöstrus, Kistik ovariumlar, Genital kanalın fonksiyonel ve enfeksiyoz bozuklukları gibi sebepler olabilir. Bunlar da kendi içlerinde gruplara ayrılmaktadırlar fakat, fazla detaya girilmeyecektir. Mesela Genital kanalın fonksiyonel ve enfeksiyoz bozuklukları kendi içinde; Ovarium, Oviduct, Uterus, Cervix uteri, Vagina ve Vulva ile ilgili bozukluklar olmak üzere kısımlara ayrılabilir.

Erkek köpekten kaynaklanan sebepler: Libido (cinsel istek) eksikliği veya yokluğu, aşım yetersizliği, boşalmanın olmaması ve dölleme yetersizliği gibi faktörler rol oynayabilir.

Bakıcı veya köpeğin sahibinden kaynaklanan sebepler: Yağ ve karbonhidrat ağırlıklı yanlış bir beslenme rejimi uygulayarak, dişi köpeğin yumurtalıklarının yağlanmasına yol açmak, serbest çiftleştirme uygulanmıyorsa, aşım zamanını iyi tespit edememek ve asgari yetiştirme şartlarını (beslenme, bakım, barınma, hijyenik şartlar gibi) sağlayamamak örnek verilebilir.

 

Kalıtsal Kusurlar (Cafer Tepeli’nin, Kangal Irkı Çoban Köpekleri’nde Görülen Bazı Kalıtsal Bozukluklar-2003 isimli sempozyum bildirisinden alınmıştır.)

Kalıtsal kusurların en büyük kaynağı akrabalı yetiştirmedir. Kangal’ın erkeği ve dişisi kardeşi, ebeveyni veya yavrusu ile çiftleşmez. Fakat mecbur kaldığında, neslini devam ettirme içgüdüsü ile kardeşi, ebeveyni veya yavrusu ile çiftleşebilir.

 Erkek ve dişi yakın akraba olduklarında, bunların genotipleri, yani genetik yapıları, diğer başka akraba olmayan bireylere nazaran daha çok birbirine benzer. Bu çiftleşmeden meydana gelen yavrularda, ebeveyninin benzer genotipinden dolayı, bir çok gen çifti homozigotlaşır.

Homozigotlaşan gen çiftini tarif eden karakter resesif (çekinik) olabilir. Bu gen çiftini tarif eden resesif karakter, herhangi bir kalıtsal kusura veya hastalığa ait ise, bu homozigotlaşma hadisesinde meydana çıkar. Yani yakın akraba bireylerin çiftleştirilmelerinde, kötü özelliğe sahip genlerin birbirleri ile buluşma şansı artar. Bu da kalıtsal kusur veya hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.

Bu durum, diğer hayvanlarda olduğu gibi, insanlar için de geçerlidir. Birbiri ile amca, dayı, hala ve teyze çocuğu olan kişilerin evliliğinden, zaman zaman sakat çocuklar doğmaktadır. İşin ilmi açıklaması, yukarıda ki gibidir.

Kangal Köpekleri’nde görülen bazı kalıtsal kusurlar: Bazı kalıtsal kusurlar şunlardır:

Kriptorşidizm: Bu kusurda, testislerin bir veya iki parçası, karın boşluğunda bulunur. Normal yerine inmemiştir.

Bacak duruş bozuklukları: Bacaklar ortadan veya alttan çok fazla ayrık veya yapışık durumdadır.

Çenenin alt veya üstten kapanışı: Alt çene ucu, üst çeneye göre ya çok geride ya da çok ileridedir.

Dil yapışıklığı: Kangal'ın dili, damağa yapışıktır. Yemek yemekte ve su içmekte zorlanır.

Kalıtsal dermatit: Bu tip dermatit durumunda, dermatite yol açan herhangi bir mikroorganizma tespit edilemez. Ayrıca hayvanlar herhangi bir tedavi ile iyileştirilemezler.

Kısa kuyrukluluk: Köpeğin kuyruğu normalden daha kısadır.

 

Tablo 8. Kangal Köpeği'nde bazı kalıtsal kusurlar

 

Genetik bozukluğun tipi    Sayı(Adet)    Görülme sıklığı (%)

Kriptorşidizm                                      29               3,0

Bacak duruş bozukluğu              113             11,6

Çenenin alt veya üstten kapanışı  43               4,4

Dil yapışıklığı                                      78               8,0

Kalıtsal dermatit                        63               6,4

Kısa kuyrukluluk                        49               5,0

(Tepeli, 2003)

 

Kalça Çıkığı (Kalıtsal) (Gürbüz Ertürk’ün, Köpek Sağlığı ve Eğitimi (1999) kitabından alınmıştır.)

 

Yapılan bir araştırmaya göre, Kangallar ‘da %32 oranında görülen, kalıtsal bir rahatsızlıktır. İlk belirtiler genellikle büyümenin hızlandığı 4-9 aylık dönemlerde ortaya çıkar. Bazı belirtileri; Kalçada ağrı, çabuk yorulma, ayağa kalkarken zorlanma, sallantılı yürüyüş, kalça bölgesi kaslarında incelmedir. Kesin teşhis için, genel anestezi altında, sırtüstü pozisyonda çekilecek röntgen yardımıyla olur. Tedavisi yoktur.

Kalıtsal olmayıp, arka bacakların gerilmesi, bacağın bir yere takılması, düşmeler ve kalça dispilazileri de kalça çıkığına sebep olabilmektedir. Bu tip kalça çıkığında; topallık, çıkık bacağın boyunun kısa olması ve hareket halinde, çıkık bacağın diğerine doğru çapraz duruşu gibi belirtiler görülebilir. Kesin teşhis, röntgen ile olur. Açık veya kapalı ret yöntemleri kullanılarak tedavi edilebilir.

 

Trafik Kazaları ve Boğuşurken Yaralanmalar (Koray Uysal’ın, Köpeklerde İlk Yardım (1997) kitabından alınmıştır.)

Trafik kazaları, son 100 yıl öncesine kadar Kangal Köpeği için bir tehlike arz etmese de, günümüzde giderek önem kazanmaktadır. Kangal Köpekleri'nin ekseriyeti, sorumluluk alanına giren motorlu taşıtlara saldırırlar. Maalesef bu yüzden, çok kıymetli köpekler kaybedilmektedir.

 

Kangal Köpeği zaman zaman diğer köpeklerle boğuşur ve haliyle yaralanır. Köpeğin ağzı mikrop barındırmaz ve hijyeniktir. Ufak, tefek yaraları, diliyle yalayarak iyileştirir.

Gerek trafik kazası, gerek boğuşma nedeniyle oluşan yaralanmalar ciddiyse, köpek hemen soğuk mevsimde sıcak bir yere, sıcak mevsimde gölge, serin bir yere taşınır. Bacaklarında kırık varsa, 2 tahta parçasının arasına, bol pamukla kırık yer sarılır.

Eğer yarası var ise, temizlenip, kanama duracak şekilde sarılır.Vakit kaybedilmeden, en yakın veteriner hekime götürülür.

Bu sayfadakiler kangal kitaplarına yazılmış olan eserlerden alıntıdır.